Nasıl Yapıyoruz

ARESPLUS

Dinleriz

Dinleriz. Sahil kenarında, dolunayın yakamozunda hayale dalmışken, dalganın kıyıya vuran sesini dinler gibi dinleriz.

Rüzgarın sesine “kulak kesilir”, taş plakta Zeki Müren’i dinler gibi dinleriz. “Can Kulağı”yla dinleriz.

Kendi lisanıyla konuşur “her şey”. “Bozlak” sesine karışır “kemençe”, “duduk”la buluşur “ney”, koral bir senfoniyi dinler gibi dinleriz.

Yerinde Görürüz

Uzaktan, bir “kartal” gibi keskin; yakından, “mantis karidesi” kadar detaylı görürüz.

Görmek, anlamaktır. Her detayın üzerinde yoğunlaşır, “arı” gibi titiz, “karınca” gibi gayretli çalışırız. Her detayı “kaplumbağa” sabrıyla inceler, yorumlar, analiz ederiz.

“Bakmak”la “görmek” arasındaki farkı bilenlerin “öngörü”süne sahip olmakla başlar her şey…

Döner Çalışırız

Genelde ekip halinde “hareket eder”, “birlikte” çalışır, Simurg misali, “Kaf Dağı’nın ardına beraber bir yolculuğa çıkarız.

Elbette hepimizin ayrı bir “meziyet”i ve “uzman”lığı vardır. Birlikten “kuvvet” ancak böyle doğar.

Bu yolculuğun “rota”sı, birlikte oluşturulur. Hayali birlikte kurulur. Ve herkes “emek” verir. Sırrımız, çok “çalışmak”tır.

Gelir Sunarız

Ne “el çabukluğu”dur marifet ne de bir “yanılsama”. “Gerçek”likten beslenen hayal gücünden yanayız.

“Göz boyayarak” değil, “göze hitap ederek” ve “doğru”lardan yola çıkarak gerçeği yakalayabiliriz. Biliyoruz ki, iki “nokta” arasındaki en kısa mesafe “doğru”dur.

David Copperfield gibi “hayret verici” bir gösteri yapmanın, bilimle, teknikle ve özel bir ekiple mümkün olduğunu biliyoruz.

Yolculuklarımız

ARESPLUS
prodüksiyon
[elementor-template id="5701"]

Start typing and press Enter to search

Shopping Cart